Blog

Mehmet Dinç-Narrative Terapi

4 Şubat 2019

Etiketler: , , , ,

Psikoterapinin öncü isimleri Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde buluştu. 28-29 Nisan 2018 tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi, Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvede, Dr. Mehmet Dinç, ‘‘Narrative Terapi’’ konu başlığıyla yaptığı sunumla yerini aldı.

‘‘Hayat bir hikaye ve bu hikayenin yazarı olmasak da editörü biziz… Editör olarak belli inisiyatiflerimiz var. Belli bölümleri kısaltabilir, belli bölümleri genişletebiliriz. Belli bölümleri yeniden yazabilir, belli bölümlere vurgu yapabiliriz. Hikayenin kahramanı biziz. Bu hikayeyi yazarken, biraz daha aktif olabileceğimiz vurgusunu hiç kaybetmemeliyiz.’’ cümleleriyle konuşmasına başlayan Dinç, kişinin hayatında baskın hikayeler olduğuna işaret etmekle beraber, bu baskın hikayelerin yüzde yüz doğru olmak zorunda olmadığını, kişi kendisini merkeze alırsa hiçbir şekilde hata yapmış olmayacağını, doğrunun aynı doğru olacağını, önemli olanın nereden baktığını bilmek olduğunu vurgulamaktadır.

Narrative Terapinin temel felsefesinin, ‘‘Kişi problem değildir, problemdir problemin kendisi.’’ olduğu, kişiyi patolojize etmemek, sorunu kişiselleştirmemek olduğu vurgulanmaktadır. Diğer bir ifadeyle, insanda doğduğundan beri var olan, onunla bütünleşmiş, onun içinden çıkamadığı bir problem olmadığına, problemin dışarıda olduğuna vurgu yapan Dinç, bu problemin, insanın hayatını bir şekilde etkilediğine ve insanın bu problemle ilişki kurması gerektiğine; fakat bu problemle bütünleşmemesi gerektiğine işaret etmektedir.

Michael White ve David Epston’a göre, her bireyin hayatını ve dünya ile ilişkisini tanımlayan ve organize eden bir öykü olduğuna işaret eden Dinç, bu öykünün, baskın öykü olduğunu ve bu baskın öykünün üzerinden gidilerek, yeniden yazılabilir hale getirilerek birçok problemin çözülebileceğini vurgulamaktadır. Bu öykünün yaşadıkça ve tecrübe kazandıkça oluşacağını ve her birimizin hayatımıza anlam ve devamlılık veren bir öykü geliştireceğine işaret eden Dinç, iyi yazılmış bir hikaye gibi öykümüzün; karakterler, gerginlikler ve rahatlıklar; giriş, gelişme ve sonuç içerdiğini belirtmektedir. Bu öykü işlemediği takdirde yeniden yazılabileceğini vurgulamaktadır.

Narrative Terapinin kültürel baskı veya baskın hikayenin üzerinde durup insanın ondan özgürleşmesine yönelik bir çalışma yaptığına, fakat kültürel faktörleri, kültürün zenginleştirici yanını, insanın köklerine olan aidiyetini ve bundan aldığı gücü hiçbir şekilde inkar etmediğine işaret edilmektedir.

Narrative Terapinin insanı dönüştüren bir yapıya sahip olduğunu, bakış açısını ciddi anlamda değiştiren bir terapi ekolü olduğunu vurgulayan Dinç, Narrative terapistlerin full-time narrative terapist olması gerektiğini, bu sistemi hayatlarına adapte etmeleri gerektiğini belirtmektedir.

Narrative Terapinin önemli konularından biri olan iddiasızlıkla alakalı David Newman’ın süpervisyon sürecindeki bir tutumundan örnek verilmektedir. ‘‘Hocam şöyle mi?’’ diyen birine Newman’ın cevabı, “Hayır”, “Yanlış”, “Olmaz” değil; “Hmm… Ben öyle demezdim.” olmuştur. Bu aslında “Senin cevabın yanlış.” demek olmasına rağmen Newman, karşı tarafı ezen, onun düşüncesini yok sayan, hiçe sayan bir ifade kullanmamaktadır. Harikulade sorular soran ve “İyi bir soru bir sürü kapı açar. Kötü bir soru bir sürü kapı kapatır.” diyen Tom Carlson’dan soru sormayı öğrendiğini belirten Dinç, Narrative Terapide soru sormanın önemine vurgu yapmaktadır.

Narrative Terapinin kullandığı yöntemlerden birinin mektup yazmak olduğuna işaret eden Dinç, danışanına seans ile alakalı mektup yazan terapistin, mektuplar aracılığıyla, bir taraftan oturumların kayıt altına alınmasını sağlarken, diğer taraftan danışanın bir sonraki haftaya kadar zorlandığı, daraldığı zamanlarda mektubu okuyup destek almasına ve iyi hissetmesine yardımcı olduğunu vurgulamaktadır. Bütün bunlara ek olarak, mektubun süreç içerisinde danışanın gelişiminin, şikayetlerinin, bakışının, terapiye getirdiği konuların değişimini de görme imkanı sağladığına işaret edilmiştir.

Narrative Terapide önemli noktalardan birinin de dinleme olduğunu belirten Dinç, kulağımızın biriyle klasik, baskın, herkesin duyduğu hikayeyi duyarken, diğer kulağımızla herkesin duymadığı, herkesin fark etmediği alternatif hikayeyi duymaya çalıştığımız çifte dinleme kavramının önemine işaret etmektedir. Bunlara ek olarak, Narrative Terapinin en çok bilinen tekniklerinden birisi olan dışsallaştırma kullanılarak; terapistin, danışanın sorunlarla dolu hikayesine saplanıp kalmadığına, çifte dinleme ile alternatif hikayeyi bulup çıkarttığına, hikayenin içindeki yetenek ve başarı ayrıntılarına dikkat ettiğine, sorular sorarak, aldığı cevaplara göre yeni sorular ürettiğine, sorunla danışanı ayırdığına ve toptancı bir dil kullanmadığına işaret edilmektedir. Narrative Terapide terapistin, danışanın söylediğinden fazlasını duymayacağına, anlatılan öyküyü izleyip onaylayacağına, kendine rehberlik etme olanağını sağlayan bilmemek konumunu kullanarak katılımcı, gözlemci ve süreç kolaylaştırıcı rolünü üstleneceğine, değişim sürecini kolaylaştıracağına ama yönlendirmeyeceğine işaret edilerek, tecrübesinin gücünü asla ilişkiye yansıtmayacağı, tekniğe değil, yaklaşım ve tutuma dayanacağı belirtilmiştir.

Narrative Terapide asıl olanın teknik değil ilişki olduğuna işaret eden Dinç, terapistin o anda ve orada olmasının önemini vurgulamakta, terapinin bütün dikkatini yoğunlaştıracağı ve bütün varlığıyla orada olması gereken bir süreç olduğunu belirtmektedir. Narrative Terapide terapistin sürecini formülleştirip danışanı pasifize etmeyeceği, bilgi kazandıracak değil deneyimleri harekete geçirecek sorular soracağı vurgulanmaktadır. Nasihat verilerek değil, önceden bu insanın neleri başardığı, nasıl ayakta kaldığı, nasıl mücadele ettiği, hangi çözüm yollarını bulduğu, hangi başarılı taktikleri kullandığı üzerine odaklanılarak bunları yeniden açığa çıkartıp hatırlamasını sağlayacağı bir yol izlenmektedir. Sorunun devam etmesini sağlayan konuşma biçimini bozmak ve değiştirmek hedeflenmektedir.

Narrative Terapide önem verilen konulardan bir tanesinin dilin kullanımı meselesidir. Kelimelerin sorunun devam etmesini sağlayabileceğine ya da sorundan çıkıp, soruna karşı güç kazanmayı sağlayabileceğine işaret edilmektedir. Öfkesinden dolayı terapiye geldiğini söyleyen danışana, bu öfkenin kendisine ne yaptığı sorulmaktadır. Öfke danışanın içerisindeymiş gibi hareket edilmeyerek, dil ile dışsallaştırma yapılarak yani ‘‘Bu dışarıdaki öfke, bu sana zarar veren, düşman olan öfke, sana ne yapıyor? ’’ diye sorulmaktadır. Diğer bir ifadeyle, kelimelerin, ifadelerin, cümlelerin kullanılması Narrative Terapide çok önemlidir.

Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde farklı ekoller üzerine uzmanlaşmış 31 profesyonel isim, psikoterapi alanında yapılan çalışmaları her yönüyle değerlendirerek birikimlerini aktardılar. Kısa sürede sağladığı çok çeşitli bilgi aktarımı sayesinde alana ilgi duyanlara büyük bir fırsat sunan Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde konuşmacılar ile katılımcılar, paneller ve atölyeler eşliğinde bol etkileşimli bir atmosferde buluştu.

Bu yıl Narrative Terapi alanında Eren Murat Dinçer, ‘‘Terapiyi Yeniden Düşünmek: Narrative Terapi Bize Farklı Ne Söylüyor?’’ konu başlığıyla ve Gülce Nur Dinçer ‘‘Çocuklarla Narrative Terapi’’ atölye çalışmasıyla 16-17 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi, Maçka Kampüsü’nde gerçekleştirilecek Türkiye Psikoterapi Zirvesi’nde yer alacaktır.

 

*Bu yazı İstanbul Şehir Üniversitesi öğrencisi Emine Sümeyra Hafızoğlu tarafından hazırlanmıştır.

0 likes

Yazar